Ala Gözlü Benli Dilber

Ala gözlü benli dilber
Bir gün gelsen bize doǧru

Seni sevdim can u dilden(1)
Çekme kendini naza doǧru

Ne pervam(2) var ne de perdem
Sanma beni hâli bir dem(3)
Söyler seni teller her dem

Kulak versen saza doǧru

Âşıǧa zulfükar(4) isen
Gülşende güle zâr isen(5)
Hakikatli bir yar isen

Ben geleyim size doǧru

Gönülleri bir edelim
Gayrileri biz n’idelim
İkimiz de bir gidelim

Yürüyelim ize doǧru

Kâfi derdim bir derd katma

Veysel’i yabana atma
Kerem eyle çok uzatma
Kavuşalım yaza doǧru

1: Can u dil: Gönülden gelen içtenliǧi ve arzusuyla. [Aşka düştüm cân ü dil müft-i civânân oldu hep – Nedim (Aşka düştüm can ve gönül gençlere bedava harcandı.)

2: Perva: Çekinme, sakınma, korku.

3: Hâl-i dem: İçkili, sarhoşluk hali. Neşe, gönül hoşluǧu, keyf. [Gam da geçer dem de geçer.]

4: Zülfükâr: Hz. Peygamber (A.S.M.) Bedir Muharebesinde Hz. Ali’ye (R.A.) verdiǧi ve ucu iki kısma ayrılan meşhur kılıç. Dizedeki bu kelime, Dr. Doǧan Kaya’nın Sivas Valiliǧi tarafından yayınlanan (2004) kitabında “zülüf-dâr” olarak kullanılmıştır. “dâr” birleşik sıfat yapan ek haliyle yüzün iki yanında sarkan saç bölüklerinin sahibi sevgili, anlamında varsayabiliriz. Ayrıca, “Dâr” sözcüǧünü ölüm cezasına çarptırılmış kimseler için hazırlanmış aǧaç, dar aǧacı anlamıyla düşünüp,”Aşıǧa zülf-dâr isen” dizesini aşıǧa saçlarından yapılmış daraǧacı isen, diye yorumlayabiliriz. [Senin zincîr-i zülfünden dil-i dîvâne bent ister / Usandı dert ile candan asılmaǧa kement ister – Avnî Fatih Sultan Mehmet (İncelik şuradadır ki şair herhangi bir zincir veya kement istememekte, ancak sevgilinin saçının zinciriyle baǧlanıp onun zülfünün kemendiyle can vereceǧini ima et- mektedir. Bundan amacı “Başka zincirler beni öldürmeye yetmez; başka kementler beni asamaz!” demek olduǧu gibi “Sevgilimin zincir zincir “örülmüş” saçı tarafından baǧlanıl- maya canım dayanamaz, o anda ruh teslim ederim.” manasını da hatırlatmaktır.]

5: Gül bahçesinde güle yazgı şans isen “aǧlayıp inleyen isen”

Geri Ah Çektikçe Erir Gider