Âşık Veysel 21 Mart 1973 Çarşamba günü Hakk’a yürüdü. Sadık yâri kara toprağa kavuştu. Bu haber, bütün gazetelerde olduğu gibi Hürriyet gazetesinin de manşetindeydi. “Âşık Veysel Öldü” üst başlığının altında bir fotoğraf ve yanında “Ünlü halk ozanının son sözü: “DOSTLAR BENİ HATIRLASIN” alt başlığı yer alıyordu. Manşet başlık ise “Benim sadık yarım kara topraktır” dizesiydi. Manşetin üzerindeki büyük fotoğrafta ise Âşık Veysel hasta yatağında sazını öperken görülüyordu. Fotoğraf karesinde eşi Gülizar anayla torunu vardı. Fotoğraf altı yazısı anlamlıydı:
“Âşık Veysel sadık yâri kara toprağa gidiyordu artık. Yaşamı boyunca görmeyen gözlerine rağmen, kendisine dünyanın tüm güzelliklerini gösteren sazından ayrılıyordu. Eşi Gülizar ve torunları yanındaydı. Uzattı ellerini duvarda asılı sazına doğru. Alıp verdiler sazı Âşık Veysel’e. Yıllar yılı mızrapla okşadığı, iç dünyasını kelime kelime tellerinde seslendirdiği sazı dudaklarına doğru kaldırdı Âşık. Ve su içer gibi öptü sazını ünlü halk ozanı Âşık Veysel. Bu ‘Sadık yâri kara toprağa giderken dünyada bıraktığı tek dosta, son selamı idi onun.”
Haber metninde, çağımız Türkiye’sinin en büyük halk ozanı olarak tanınan Veysel Şatıroğlu’nun yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak, “Sadık yârim” dediği “Kara toprağına kavuşmak üzere hayata gözlerini yumduğu belirtiliyordu. Bu acı kaybın ayrıntıları veriliyordu. Haberin ayrıntılarından; aylardan beri kanser ile mücadele eden ünlü halk ozanı Veysel’in dün sabaha karşı (21 Mart 1973) saat 03.30’da Sivrialan köyünde, Hakk’a yürüdüğünü öğreniyorduk.
Aynı gazetenin birinci sayfasında şöyle bir anons vardı: “HEY KOCA VEYSEL, HEY Son sayfamızda” Hürriyet Gazetesinin son sayfasında başlayıp günlerce sürecek olan yazı dizisinde; Erdoğan Alkan, Âşık Veysel’i bütün yönleriyle tanıtmıştı. Âşık Veysel’in sadık yârine teslim edilişinin ayrıntılı haberi 23 Mart 1973 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin sürmanşetinde veriliyordu. Mahşeri bir kalabalığı gösteren fotoğrafta, Âşık Veysel’in Türk bayrağına sarılı tabutu görülüyordu. Sol tarafta, cenaze törenine ilişkin haber başlamıştı.
BİR HEYKELİN UZUN İNCE YOLU BAŞLIYOR
Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan haberler ve yazı dizisi, Gülhane Parkı’nda bulunan Âşık Veysel Heykeli’nin “Uzun ince” yolculuğunu başlatıyordu:
“Hürriyet, Okuyucularıyla El Ele Âşık Veysel’in Heykelini Yaptırıyor”
Şimdi bu Sürmanşetin altındaki yazıyı okuyalım:
“Halk ozanı Âşık Veysel’in halkın kalbindeki sevgisi, onun ölümü vesilesiyle bir kere daha kendini gösterdi. Âşık Veysel sevgisi, Aşığın sadık yârim dediği topraktan fışkırırcasına dün kendini bir kez daha belli etti. Veysel’in ölüm haberi üzerine gazetemize binlerce müracaat oldu. Şahsen gelen okurlarımız vardı, telefon eden okurlarımız vardı. Binlerce müracaattın hepsi de aynı noktada birleşiyordu. Büyük halk ozanı Âşık Veysel’in hatırasını sonsuzlaştıracak bir heykel dikilmesiydi. Halkın içinden çıkan halkın kalbinde taht kuran büyük bir halk ozanının heykeli için halk el birliğiyle çalışır, böyle bir teşebbüse seve seve katkıda bulunurdu. Yeter ki böyle bir teşebbüse önayak olunsundu. Okurlarımız böyle bir teşebbüse gazeteleri Hürriyet’in öncülük etmesini istiyorlardı. Daima halkın hizmetinde olmayı ülkü edinen Hürriyet elbette böyle bir hizmette bulunmaktan da ancak onur duyardı. Nitekim hemen karar verildi. Âşık Veysel’in bir heykeli dikilmeli ve dikilecekti. Ön hazırlıkları yürütmek için kurulan bir komite derhal çalışmalara başladı. Bu komite, Âşık Veysel heykelinin gerçekleştirilmesi ve buna halkın katkısının sağlanması için neler yapılması gerektiğini araştıracak ve tespit edecektir. Önümüzdeki günlerde okurlarımıza bu konuda daha geniş bilgi vereceğiz. Âşık Veysel heykelinin Hürriyet okurlarının elbirliği ile dikileceğini şimdiden açıklayabiliriz.”
TEŞEBBÜS BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
Bir gün sonraki Hürriyet gazetesinin sürmanşeti bu konuya ayrılmıştı. Renkli dişi başlık içinde gazetenin okuyucularla el ele Âşık Veysel heykeli yaptırdığı belirtilirken, altında bir ara başlıkta “Sivas Valisi ‘Hareket Çok Yerinde’ dedi” ibaresi yer alıyordu.
Asıl büyük başlıkta ise iri puntolarla teşebbüsün büyük ilgi gördüğü ifade ediliyordu. Sürmanşetin ortasında Âşık Veysel’in küçük bir çocuğu severken fotoğrafı yerleştirilmişti. Fotoğrafın alıntına şunlar yazılmıştı:
“Ünlü halk ozanı Âşık Veysel bütün yaşantısını sevgi üzerine kurmuştu. Eserlerinde hep insan sevgisini işleyen Veysel’in büyük tutkusu çocuklardı. Köyünde bulunduğu sürece çocuklar etrafından eksik olmazdı. Âşık Veysel çocuklarla vakit geçirir onları sever ve bazı kez de küçük dostlarına sazını eline alıp ölümsüzlüğe intikal eden türkülerini söylerdi.”
SİVAS’TAN VAAD HABERLERİ GELİYOR
Gazetenin haber metininde, çeşitli kuruluşların böyle bir teşebbüse katkıda bulunmaya, destek olmaya hazır oldukları duyuruluyordu. Sivas Valisi Celal Kayacan’ın demeci şöyleydi:
“Âşık Veysel gibi milli bir şairin heykelinin dikilmesi çok yerinde bir hareket olacaktır. Böyle bir teşebbüse bütün imkânlarımızla müzahir olacağımız tabiidir.”
Sivas Valisi Kayacan, hükümetle temasa geçeceğini Âşık Veysel adını yaşatmak için ayrıca Sivas’ta bir liseye de adının verileceğini söylüyordu.
Sivas Valisi Celal Kayacan’ın bu iyi niyetli, duygusal, heyecanlı yaklaşımının birkaç ay sonra sert kayaya vuracağını kim bilebilirdi?
BAŞ DÖNDÜRÜCÜ BİR HIZLA İLERLEYEN KAMPANYA
Hürriyet gazetesinin heykel yaptırma komitesi, tabi boyda bir heykel yapılmasını ve bunun projesinin tanınmış bir heykeltıraş tarafından hazırlanmasını kararlaştırmıştı.
Bir gün içinde aranan heykeltıraş bulunmuştu. Bu Gülhane Parkı da dâhil yurdun dört bir yanını Atatürk heykelleriyle süsleyin çok değerli bir sanatçı, Prof. Dr. Kenan Yontunç’tu. Yontunç, heykelin maketini de hemen yapmıştı.
Hürriyet Gazetesi’nin 25 Mart Pazar günkü sayısının sürmanşetinde duyuruluyordu: Kampanyaya yarından itibaren okuyucular katılabilecekti. Âşık Veysel heykeli için Hürriyet 25 bin lira ile ilk adımı atmıştı.Bir de hazırlıkları yürütecek komite kurulmuş ve başına Sivas Valisi Celal Kayacan getirilmişti.
Halkın katkısını sağlamak için İş Bankasının Türbe şubesinde “Âşık Veysel’in Heykelini Yaptırma Komitesi” adına 1565 numaralı Tasarruf-F” hesabı açılmıştı. Hürriyet ilk olarak 25 bin lira yatırmak suretiyle kampanyayı başlatmıştı. İş Bankası’nın her hangi bir şubesinden bu hesaba para yatırmak mümkün olacaktı.
Hazırlık komitesinde Sivas Valisi Celal Kayacan’ın dışında Tahsin Öztin, Tuncer Bicioğlu, Erdinç Giray, Necmi Onur ve Nail Güreli de görev yapacaklardı.
Sürmanşette heykelin maketinin fotoğrafı konulmuş ve aynen şu bilgi veriliyordu:
“… Âşık Veysel heykelini yaptırma kampanyası büyük ilgi toplarken Atatürk’ün yüzünden ilk maskı alan Türkiye’nin en ünlü heykeltıraşı Kenan Yontunç, heykelin bir maketini hazırladı. Devlet Güzel sanatlar Akademisi Heykel Bölümünün emekli öğretim üyesi olan Prof. Kenan Yontunç, hazırladığı heykelin Âşık Veysel’in kendi boyutlarında ve elinde sazı ile klasik görünümünde olacağını söyledi. Türkiye’nin birçok şehrindeki Atatürk heykelleri ve büstlerinde imzası bulunun Kenan Yontunç, ‘Veysel mütevazı bir halk ozanı idi. Bu yüzden heykeli de mütevazı tabii boyutları içinde düşündüm’ dedi.”
VALİ VE BELEDİYE BAŞKANI’NIN MESAJLARI
Âşık Veysel heykelinin gerçekleşme yoluna girmesi dolayısıyla komite başkanı olan Vali Kayacan şunları söylüyordu:
“Vilayet ve Sivas halkı olarak bu konudaki ber türlü hizmeti vazife bileceğiz… Sivas’ın bu değerli evladını bir heykelle, Sivas’ın mutena bir yerinde ebedileştirmek muhakkak ki, bizlere düşen bir görevdir. Bu konuda her zaman halka hizmeti en büyük görev bilen Hürriyet’in teşebbüsü ve asil halkımızın esere katkı arzuları çok anlamlıdır.”
25 Mart 1973 Pazar günlü Hürriyet Gazetesi’nde Sivas Belediye Başkanı Rahmi Günay’ın da bir demeci yer almıştı.
Birkaç ay sonra bu heykelin Sivas dışına sürülmesi kararını imzalayacak olan Sivas Belediye Başkanı, heykel yaptırma girişiminin Sivaslılar arasında büyük memnunluk uyandırdığını belirtiyor ve şunları ekliyordu:
“Âşık Veysel Sivas’ın bağrından çıkmış, bütün Türkiye’ye mal olmuş bir büyük insandır. Bu teşebbüs, Sivaslıları ziyadesiyle sevindirmiştir. Âşık Veysel’in beykelinin dikilmesi hususunda, bütün Sivaslıların el birliği ile çalışacağına belirtirim…”
VE KAMPANYA BAŞLADI
Gazetenin bir gün sonraki nüshasında birinci sayfada yer alan, bir elinde asası, bir elinde sazı, kucağında torunu olan Âşık Veysel fotoğrafının altında şunlar yazıyordu:
“Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük halk ozanı Âşık Veysel, ruhunun zenginliğini sazı ile dile getirir, şiirleri yediden yetmişe herkes tarafından kolaylıkla anlaşılırdı. Tükenmez ilham kaynağı, iç dünyasının enginliğiydi. Ozanların ozanı Veysel, özellikle sazına ve çocuklarına çok düşkündü. Günün büyük kısmında onu kucağında sazı ve yanında çocuklarıyla beraber görmek alışılan manzaraydı.”
Fotoğrafın yanında kampanyanın başladığı haberi vardı. İsteyenlerin Hürriyet’in 25 bin lira ile açtığı hesaba para yatırarak kampanyaya katılabileceği, katılanların adının yayınlanacağı duyuruluyordu.
Konuyla ilgili diğer haberlerde, Sivas Valisi Celal Kayacan’ın başkanlığında Hürriyet mensuplarından kurulu altı kişilik komitenin çalışmalarını yürüttüğü, Âşık Veysel’in heykelinin normal vücudu büyüklüğünde olacağı ve onun şanına yaraşır bir sanat değeri taşıyacağı bilgileri yer alıyordu.
Öte yandan Âşık Veysel’in heykelini dikmek teşebbüsünün uyandırdığı yankılar devam ediyordu. Sivas Turizm Derneği Başkanı Hüseyin Yıldırım, bu teşebbüsten dolayı gazeteyi kutlamış, dernek olarak üzerlerine düşen görevi yapmaya hazır olduklarını bildirmişti. Hüseyin Yıldırım: “Hürriyet bu hareketiyle büyüklüğünü ve halkın gazetesi olduğunu yine ispatladı.” demişti.
Gazeteye bir telgraf da Sivas Yüksek Tahsil Talibe Cemiyeti’nden gönderilmişti. Telgrafta şu satırlar yer almaktaydı:
“Hemşerimiz büyük ozan Âşık Veysel adına yapılacak her türlü çalışmalarınızda Sivaslılar ve Sivas Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti olarak her türlü göreve hazır olduğumuzu ilan eder bu güzel teşebbüsünüzden dolayı gazetenizi tebrik ederek teşekkürlerimizi sunarız.”
Bir başka mesaj Adanalı Âşık Derdi Derya’dan gelmişti. O da “Büyük ozanımızın yeri asla doldurulamaz. Bizler onun çırağıyız. İzinde yürümeye devam edeceğiz. Âşık Veysel’in heykeline katkıda bulunmak amacıyla bizler de geceler düzenleyeceğiz” diye yazmıştı.
Hürriyet Gazetesi’nin 27 Mart 1973 tarihli nüshasının bir yanında İstanbul Boğaz Köprüsü’nün tamamlandığı haberi, diğer yanında “Âşık Veysel heykeli İçin Bağışlar Birbirini Kovalıyor” üst başlığı altında Zeki Müren’in İş Bankası Levent Şubesi veznesi önünde elinde bir tomar parayla fotoğrafı yer alıyordu. Fotoğrafın altında şöyle yazıyordu:
“Âşık Veysel’in heykelini yaptırma kampanyasına, on bin liralık bağışla katılan Zeki Müren, İş Bankası’nın Levent Şubesi’ne parayı yatırdı ve ‘Bu karanlık dünya ile aydınlık dünyalı insanlara ışık tutan büyük ozana naçiz bir hediye, dedi.”
Yine küçük üst başlıkta Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 2.500 lira ile kampanyaya katıldığı belirtilirken büyük başlıkta ise İş Bankası Kültür Yayınları ile Zeki Müren’in onar bin lira verdiği belirtiliyordu. Böylece daha ilk günde kampanyanın parasal varlığı 47.500 lira olmuştu.
Gazete haberinde kampanyaya katılanların listesinin gazetede yayınlanacağı belirtilirken Almanya’dan katılmak isteyenlerin neler yapması gerektiği anlatılıyordu.
İkinci gün bağış yapanlar arasına 5 bin lira ile Kale Kilit, 10 bin lira ile Türk Petrol ve Madeni Yağlar T.A.Ş. katılmıştı. Dr. Binbaşı Necdet Ülker’in 500 liralık, İstanbul’dan Herman Boyacıoğlu ve Hayran Çorap Fabrikası’nın 100’er liralık bağışıyla kampanyanın varlığı 63.200 liraya yükselmişti.
SİVAS’TA HEYKELİN YERİ TESPİT EDİLİYOR
Konu ile ilgili haberde şu bilgiler yer alıyordu:
“Halk ozanı Âşık Veysel’in heykeline halkın katkısı bir taraftan sağlanırken, öte yandan heykelin yapımıyla ilgili çalışmalara devam edilmektedir. Tanınmış Heykeltıraş Prof. Dr. Kenan Yontunç, heykelin maket ve projeleri üzerindeki çalışmalarını hayli ilerletmiştir.
Öte yandan heykelin Sivas’ta dikileceği yeri tespit için de çalışmalara başlanmıştır. Âşık Veysel’in Heykelini Yaptırma Komitesi’nin şeref başkanı Sivas Valisi Sayın Celal Kayacan ve Sivas Belediye Başkanı Sayın Rahmi Günay, komite üyelerinden gazetemiz yazarı Necmi Onur ile birlikte heykelin yerini tespit için incelemeler yapacaktır. Bu amaçla Necmi Onur dün Sivas’a gitmiştir.
DURAKOĞLU VE KANGAL’IN TELGRAFLARI
Sivas Milletvekilleri Ahmet Durakoğlu ile Ekrem Kangal, Âşık Veysel’in Heykeli Kampanyası dolayısıyla bir telgraf göndermişlerdi:
“Halk edebiyatına ve Türk diline büyük hizmetleri olan yirminci yüzyılın en büyük halk şairi merhum Âşık Veysel’in Sivas’ta heykelinin yapılması için bir kampanya açmasını teşekkür ve saygıyla karşılıyoruz. Yurt çapında ilgi göreceğine inandığımız bu teşebbüsümüzün başarılı olmasını diler, saygılar sunarız.”
KAMPANYA YOĞUN İLGİYLE DEVAM EDİYOR
Bir gün sonra ilginç bir olay yaşandı. Güney Sanayi kampanyaya 20 bin lira ile katılırken bir kumaşa Âşık Veysel adının verileceğini açıklıyordu. Şehsuvar Madeni Eşya Kollektif Şirketi 1.000, Yılmaz Benadrete 500, Fatih’ten Hikmet Can 200, Kartal Maltepe’den Erdem Targun 50 lira bağışlamışlardı. Böylece bağış miktarı 84.950 liraya yükselmişti.
Sözünü ettiğimiz Hikmet Can, Karadenizli bir halk ozanıydı ki, hayatı boyunca istisnasız hastalığında, sağlığında her 21 Mart günü Gülhane Parkı’nda Âşık Veysel’i anma etkinliklerine katılmış, ona saygısını anlatan şiirini okumuştu.
29 Mart 1973 günü gelen haberler arasında şunlar vardı:
Âşık Veysel heykelini yaptırma kampanyasına Sivas Valiliği ile Sivas Belediyesi de ellerindeki çeşitli imkânlarla katkıda bulunacaklardı. Gerek Vali Kayacan, gerek Belediye başkanı Rahmi Günay, para yardımı imkânı bulunmadığını belirterek “heykelin inşaatı ve çevresinin düzenlenmesi sırasında her türlü malzeme tarafımızdan sağlanacaktır” demişlerdi.
Bir başka haber Şarkışladandı. Bu teşebbüsün Şarkışla’da ilgi topladığını söyleyen Kaymakan Mustafa Haluk Saygı, teşebbüsü Şarkışlalıların el birliği ile destekleyeceklerini ekliyordu. Sivrialan köyünün adının Veysel Köyü olarak değiştirilmesi için teşebbüse geçileceğini de ekliyordu.
30 Mart 1973 tarihli gazeteden bağış kervanına DYO ile Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan’ın 5’er bin lira ile katıldığını öğreniyorduk. Müzisyen Özdemir Erdoğan ile Nil Ticaret Faruk Nil biner lira, Yılmaz Çerkezlioğlu ile İstanbul Levent’ten Cengiz Erturan da 100’er lira ile katılmışlar. Toplam para 97 bin 150 liraya çıkmıştı.
1973 yılının mart ayının son gününde Mobil şirketinin 15 bin lira ile kampanyaya katıldığını öğrenmiştik. Kimileri telgraflarla, sözle desteklerini bildirip gazetelerde bol vaatleriyle ile haber olurken, kimilerinin de pamuk elleri cebine gidiyor. Tasarruflarından karınca kararınca kampanyaya katılıyordu.
Dörtler Et Lokantası’ndan Cemal Battal 200 lira ile, Son Ajans’tan Hayati Erbahçıvan 100 lira ile, Kırşehir Gazeteler Bayii Erhan Baytok 250 lira ile, İstanbul’dan Duygu Özkazancı 250 lira ile, İstanbul’dan Mehmet Hayal, 25 lira ile, Kızılay Teftiş Kurulu 100 lira ile, Taşdenk köyü 100 lira ile, İstanbul’dan Hüseyin Karadağ 50 lira ile ve İstanbul’dan Battal Türksever 114 lira ile kampanyaya destek vermişlerdi. Toplam para 113 bin 359 lira olmuştu.
AZ VEREN CANDAN ÇOK VEREN MALDAN
Kimi yoksul kimseler birilerine yardım ya da armağan olarak küçük bir şey de verirlerse, bu onlar için bir fedakârlıktır. Çünkü verdikleri şeyden kendilerinde de yok denecek kadar az bulunmaktadır. Dolayısıyla yardımları ya da armağanları yürekten, içten ve candandır. Bunun yanında zengin olanın yapacağı yardım, fakirin yaptığı yardımdan daha fazla olabilir. Ancak bu onun için fedakârlık sayılmaz. Çünkü ihtiyacından fazla olan malından vermiştir. Onun için atalar, “Az veren candan çok veren maldan verir,” demişlerdir.
1973 yılının Nisan ayının ilk günü Hürriyet Gazetesi’nde Necmi Onur’un Sivas’tan gönderdiği bir haber vardı ki, çok anlamlıydı. Şimdi bu haberi aynen okuyalım:
Âşık Veysel’in Eşi 100 Lira Bağışladı
Sivas Âşık Veysel’in Heykeli’ni Yaptırma kampanyasına Gülizar Ana da katıldı. Gülizar Ana kim? Kocaman ozanın eşi. Yıllar yılı aynı yastığa baş koymuş bir batun. Sivrialan köyünde, başında beyaz örtüsü. Üzerinde renk renk elbiseleri. Kıpır kıpır gözleri… Kızarık. Bir girdi eve, bir çıktı dışarıya. Sonra bir daha girdi, bir daha çıktı.
El etti bana:
-Hele gel biraz, diyerek.
Vardım yanına. Dudakları bıdı bıdı oynamakta.
– Buyur Gülizar Ana.
Elini avcuma doğru uzattı. Bir şeyler veriyordu.
– Bunu Alasın.
Baktım verdiği bir yüz liralıktı. Aldım.
– Ne bu? dedim.
Kıpır kıpır gözlerini yüzüme dikti. Bakışlarında anılar yemyeşildi.
– Bunu âşığ bana ilk çıktığı zaman verdiydi, dedi.
Ellerimi tuttu. Ve sonra konuştu. Gülizar, bu yüz liralık yeni çıktı. Bak ne güzel. Al da kendine bir yemeni alırsın, dediydi.
Kıpır kıpır gözlerinde minik damlalar gördüm. Birikti damlalar, sonra Gülizar Ana’nın çizgileri derinleşen yanaklarından aşağı doğru indi. Elini sıktım.
Öptüm. Titrek bir sesle konuşmasını sürdürdü:
– Duydum ki, Aşığın galıbını yaptırırmışsınız (Kalıbı dediği heykeli) Bunu alasın. Götüresin gazeteye… benim adıma yatırasın.
Omuzumu okşadı. Düz damlı eve girdi iki büklüm. Evin karanlığında kayboldu. Etrafımı saranlar:
-Ne verdi, diye soruyordu…”
Bu yazının yanında Gülizar Ana’nın elinde yüz lirasıyla fotoğrafı basılmıştı. Fotoğrafı Sivas’ın Hürriyet muhabiri Ahmet Okyay çekmişti.
O gün kampanyaya Gülizar Şatıroğlu 100, gazeteci Tahir Kutsi Makal 100, İstanbul’dan Dr. Ata Altınok 100, Gülhan Altınok 50, MEB İstanbul Sekreterlik Grubu 1000 ve Arto Kravatları 500 lira ile katılmışlar, bağışlar toplamı 115.789 liraya yükselmişti.
Tahir Kutsi Makal gazeteciydi. Maaşını Tarla adındaki dergisine yatırıyor, zor şartlar altında gönül coşkusunu sürdürüyordu. Âşık Veysel’in sağlığında köyüne gitmiş, hakkında kitap yazmış ve ömrü boyunca Âşık Veysel’e hizmet etmişti. O da imkânınca 100 liralık bir katkıda bulunmuştu. Ama onun daha sonraki yıllarda yaptığı katkılar her türlü maddenin üstündeydi.
SİVAS’TAN DA KATILANLAR OLDU
2 Nisan 1973 Pazartesi günlü gazetede PİMAŞ’ın 25 bin lira ile kampanyaya destek verdiği haberi yer almıştı. Diğer bağışçılar şunlardı: Sivas Demiryolu İşçileri adına Aydener Tandoğan 1000, Sivas’tan Milli Boksör Hüseyin Yıldırım 2000, Sivas Turizm Derneği adına İhsan Umucu 1000, İstanbul’dan Dr. Sami Öztürk 100, Bolu’dan Şükrü Öztürk 500, Sivas’tan gazeteci Kamil Kitapçı 500, Sivas İş Reklam’dan Necdet Gürler 500 ve İstanbul’dan Hüsnü Demir 50 lira… Heykel kampanyasına 2 Nisan 1973 itibariyle toplanan para, 146 bin 439 lira olmuştu…
3 Nisan 1973 tarihli gazetede o gün için çok güzel ve tatlı ama birkaç ay sonra acı verecek haberler vardı. Bu haberler Sivas’tan geliyordu. Sivas Valisi Celal Kayacan ve Belediye Başkanı Rahmi Günay, şu ortak açıklamaya yapıyorlardı:
“Önce asil milletimizin ve Hürriyet Gazetesi’nin Âşık Veysel’i hatırlama konusunda gösterdikleri harekete teşekkür ettiğimizi belirtelim. Bu asil duygulara şahsımız ve Sivas halkı adına şükranlarımızı sunarız. Âşık Veysel için tanzim edilmekte olan Selçuk Parkı’nda bir yer ayırdık. Ancak heykelin konulacağı noktayı elbette heykelin mimarı tespit edecektir.”
Sivas Belediye Başkanı Rahmi Günay park hakkında bilgi veriyor ve şöyle konuşuyordu:
“Selçuk Parkı tam manasıyla tarihi bir park olacaktır. Çünkü parkın içinde Selçuklular devrinden kalma eserlerin hepsi bulunmaktadır. Çifte Minare, Buriciye Medresesi ve Darüşşifa gibi tarihi eserler Âşık Veysel’in heykeli ile aynı yerde bulunacaktır. Sivas Müzesi de bu parkın içindedir.”
Öte yandan Sivas Valisi Celal Kayacan Âşık Veysel’in oğlu Ahmet Şatıroğlu ile görüşerek, ozana ait saz ve diğer eşyaların müzeye kaldırılması konusunda anlaşmaya varmıştı.
Bir başka haber Konya’dan geliyordu. Geleneksel hale gelen Konya Âşıklar bayramında “Âşık Veysel” ödülü de konulmuştu.
O günün en yüksek bağışı 6.000 lira ile Erşen Nakliyat ve Ticaret Şirketi yapmıştı. Bin liradan elli liraya kadar diğer bağışçılarla birlikte biriken para 155 bin 16 lirayı bulmuştu.
4 Nisan 1973 Çarşamba tarihini taşıyan gazeteden o güne kadar yapılan en yüksek bağışın haberi vardı. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği 30 bin lirayla kampanyaya katılmıştı. Ali Bali ve Mergen Kuş Kafesleri 100’er lira, Tarhan Koleji 10 Fen şubesi 60, İstanbul’dan Uğur Gerçek 50, Vasfi Seber 20, Engin Oflas, Bülent Gümüştekin, Yılmaz Solakoğlu 10ʼar, Tahsin Gül ve Ziyaettin Tokaliç ise 5’er lira bağışta bulunmuştu. Toplam rakam 185 bin 386 liraydı.
KÜÇÜK YAZARIN ÖRNEK DAVRANIŞI
Takvim 5 Nisan’ı gösterdiğinde bir haber bizi duygulandırmıştı. Kendisi gibi çocuklar için kitaplar yazan küçük yazar Hasan Gazeteci, kumbarasında biriktirdiği parasının tamamını Âşık Veysel Heykel yaptırma kampanyasına vermeye karar vermişti. Kumbarası ile Bankaya gitmiş açtırmıştı. Yapılan sayımda 579 lira 75 kuruş çıkmış ve bu parayı kampanyanın hesabına yatırmıştı.
O gün Karamürsel Mağazaları 10 bin liralık katkıda bulunmuştu. Diğer bağışçılar arasında 150’şer lira ile İTÜ Makine Fakültesi 1. Sınıf öğrencileriyle Oruç Gazi Ortaokulu 3-D sınıfı öğrencileri, 100 lira ile İstanbul’dan
Mete Ersoy ve 50 lirayla Sinop Bektaş Ağa Köyü İlkokulu 5. Sınıf öğrencileri kampanyaya katılmışlardı. Toplam para, 196 bin 475 lira 75 kuruştu.
Günler geçiyor, kışlalardan erler, okullardan öğrenciler, küçük harçlıklarını bir araya getirip topladıkları paranın azına çoğuna bakmadan İş Bankası’ndaki Heykel kampanyası hesabına yatırıyorlardı.
10 Nisan 1973 Salı gününe ulaştığımızda bağış kervanına, Kervan Plakçılık adına Orhan Gencebay ve Yaşar Kekava’nın 10 bin lira ile katıldığı haberi yayınlanmıştı. Küçük çaptaki bağışçıların sayısı bir hayli artmıştı:
İzmir’den Nuriye Gülençer ve Göktürkler Kollektif Şirketi 500’er, Emlak Kredi Bankası İnşaat Müdürlüğü mensupları 315, Gönen’den Erbil İpek 250, Galata Kulesi Mutfak personeli 225, Ankara’dan Dr. Oğuz Kayaalp 200, Kırklareli Kavaklı Öğretmen ve öğrencileri 140, Nilüfer Hatun İlkokulu 3-D sınıfı 110, Avcılar Derneği, Malatya’dan Hüseyin Özcan, Eceabat’tan Hikmet Bayraktar, İstanbul’dan Hüseyin Gündoğdu, Yozgatlılar Yardımlaşma Derneği, Selma Kasapoğlu, Gül Kardeşler, Servet Coşkun ve Hıdır Türkel, Canan Tecmen, Ömer Aloğlu, Samsun’dan Kenan Korkut, İbrahim Uğur, İstanbul’dan Tuncay Güney, Gar Taksi İşletmesi 100’er, Bafra Lisesi 4-E sınıfı, Olgun Güner, Bursa’dan Balabanbeyi İlkokulu 3-D sınıfı 50’şer; Süleyman Erik, Hüseyin Karayalçın, İsmail Karayalçın, İbrahim Erik, 25’er, Balabanbeyi İlkokulu 5-A sınıfı ve Turgut Sancaktaroğlu 20şer, İbrahim Biçer 15, Balabanbeyi İlkokulu 2-C sınıfı 10, Orhan Yenice ve Zeki Uluruh 5’er lira vermişlerdi. Toplam Miktar 229 bin 985 lira 25 kuruş olmuştu.
KAMPANYA SONA YAKLAŞIYOR
12 Nisan 1973 tarihli gazetede kampanyanın 14 Nisan Cumartesi günü sona ereceği bildiriliyordu. Haber şöyleydi:
“Büyük Halk Ozanı Âşık Veysel’in heykelini yaptırmak için gazeteniz Hürriyet’in okurlarıyla el ele açtığı kampanya devam etmektedir. Âşık Veysel’i sevenlerin onun heykeli için yaptıkları katkıların toplamı 233 bin lirayı bulmuştur. Kampanya 14 Nisan Cumartesi günü sona erecektir…”
O gün ilan edilen bağışçılardan Bahçelievler Lisesi 5 Edebiyat Sınıfı 420, Türk Ticaret Bankası Sultanahmet Şubesi 275, Çemberlitaş Kız Lisesi 2-E sınıfı 135, Gülsün Cansev ve Kadem Dinlenç 100’er, Şişli Motor Sanat 1-E sınıfı 40, Yaşar Tanyeli, İbrahim Düz, Hacı Ergün 10’ar ve Orhan Kürüş 5 lira vermişlerdi. Kampanya’nın bitmesine iki gün kala Çavuşoğlu Koleji öğrencileri 2837 lira 50 kuruş toplamışlardı. Özellikle okullarda öğrencilerin kampanyaya katılmak için harekete geçtikleri görülüyordu.
Deniz Astsubay Okulu, Elektronik Astsubay Hazırlık Okulu, Antakya Atatürk Ortaokulu, Antakya Coşkun Kurt Atatürk Ortaokulu, Fenerbahçe Lisesi, Sedat Simavi İlkokulu, İstiklal İlkokulu, Merzifon Lisesi, Kütahya Emet İsmail Enderuni İlkokulu, Bergama Hürriyet İlkokulu öğrencileri 780 lira ile 20 lira arasında topladıkları paraları kampanya hesabına yatırmışlardı. Bunların dışında Tokat Almus Elektrik Kurumu personeli, Hidayet Asarkaya, Abdullah Mermer, Yozgat’tan Asım Ekmekçi ve Can Perker, Zonguldak’tan Emrah Eryılmaz ve Mustafa Kiraz 100 liradan 10 liraya kadar bağış yapanlar arasındaydı.
ÇAM SAKIZI ÇOBAN ARMAĞANI DEDİLER
14 Nisan 1973 tarihli gazetedeki haber “Kampanya bugün sona eriyor” başlığını taşıyordu. Haber içeriğinde bu güne kadar toplanan paranın 243 bin liraya ulaştığı belirtiliyordu.
O gün duyurulan bağışçılar arasında Bandırma Ortaokulu, Ayten Okan, Saime Geniş, Hacik İşler, Abdullah Demircioğlu, Yıldırım Hüseyin Taşdan, Ahmet Tünaydın, Alaettin Delicioğlu, Amigo Sefa, Hüseyin Kıyak, Karatekin İlkokulu, Kemal Bankver, Bayram Canel, Turan Karademir, Rasim Gözübüyük, Ertuğrul Büyükerkan, Salman Ceylan, Ali Yavaş, Hüseyin Kösem, Şemsinur Yıldız, Ziynet Güney, Lütfü Dalak, Muammer Dereli, Mehmet Parlak, Zeki Akın, Kemal Engirli, Celal Tosyalı, Aysan Aydınlatma, Nuran Güngör, Remzi Tuncay, Ali Rıza Kara, Halil Yılmaztürk, Yusuf Uluçam, Osman Bahtiyar, Reyhan Gül, Abbas Özer, Ali Rıza Kara, Abdullah Atıcı, Nejat Göncü, Yakup Yıldırım, Asım Koçyiğit, Süleyman Yağmur, Cuma Erdemir, Hasan Uzungül, Mustafa Çevik, Şevket İpek, Hüseyin Uslu, Abdülkadir Birdoğan, Aşur Enginar, Vedat Beyman, Mehmet Ali Çiftçi, Fehmi And, Mehmet Karabay, Hüseyin Akın, Turan Kıvcı, Mustafa Taşkın, Kadir Ant ve Can Berker yer alıyordu. En yüksek bağış miktarı 1.690 lira, en düşüğü 5 liraydı.
Darüşşafaka’dan Divriği Ovacık Köyüne
15 Nisan tarihli gazetede ise Darüşşafaka Cemiyeti’nin kampanyaya 10 bin lira katkıda bulunduğu ve bağışlar toplamının 260 bin liraya yaklaştığı bilgisi vardı. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Yaşatma Derneği’nin 1.000 lira ile katıldığı bağışçılar listesinde öğrenciler sınıflarında topladıkları paralarla ön sırada yer almıştı.
Okulların ve askeri birliklerin dışında, Mustafa Kölük, Ali İlyan, Semahat Erişkin, Nurdan Yaveroğlu, Hasan Çelik, Erdem Yolaç, İlhan Karakuş ve Divriği Ovacık köyünden Hasan Kaya ve Eşi Hatice Kaya gibi duyarlı vefalı vatandaşlarımız da çam sakızı çoban armağanı diyerek katkılarını esirgememişlerdi.
VE KAMPANYA SONA ERDİ
Son saatlerde T.C. Ziraat Bankasının 10 bin lira ile katkıda bulunduğunu öğreniyorduk.
Teşebbüsü gerçekleştirmek için gereken paranın üzerinde bağışta bulunulmuştu. Prof. Dr. Kenan Yontunç’un yapacağı heykel Sivas’a dikildikten sonra artan para ile Âşık Veysel’in köyü için gerekli sosyal hizmetler yaptırılacaktı. Kampanyanın son günlerinde katkıda bulunanların çeşitli bankalara yaptığı bağışların esas hesabın bulunduğu İş Bankası Türbe Şubesi’ne intikali zaman aldığından son günlerde bağışta bulunanların listesi hafta sonunda toplu olarak yayınlanacaktı.
16 Nisan tarihli gazetede çıkan listede, katılımcıların büyük bölümü yine yurdun dört bir yerindeki öğrencilerdi. İçlerinde Ali Güner, Necmi Evcimen, Nazan Öfkeli, Hatun Günay, Vasfiye Gürsoy, Hayrettin Özün Hasan Nehir, Dr. İlhan Yürükler gibi vatandaşlar da bulunuyordu. O an için toplanan para, 280 bin 868 lira 75 kuruştu.
Daha sonra ana hesaba taşradan intikal eden listelerdeki rakamlarla bağış toplamının 300 bin lirayı aştığı anlaşılacaktı.
SİVAS’TA RÜZGARLAR TERSTEN ESİYOR
Sivas dışında gelişen her şey güzel ve yolundaydı. Gerekli para fazlasıyla toplanmıştı. Heykel yapımı sürüyordu. Artan para ile Âşık Veysel’e bir anıt mezarı yaptırılacaktı. Sivrialan köyüne elektrik getirilecekti. Köyün ilkokulunun tamiratı ve gerekli ihtiyaçları karşılanacaktı. Her ne kadar kampanya için bol bol destek vereceklerini söyleyen gazetelere haber olan kişi ve kuruluşların çoğu maddi katkı yapanlar listesinde görülmeseler de Sivas Valiliği ve Belediyesi’nin her türlü ayni yardımı yapacağı her türlü desteği vereceğine ilişkin birçok demeçleri yayınlanmıştı.
O güne kadar en son çıkan haberlerde yaptırılan heykelin halk dilindeki “Cıbırlar” yeni adıyla “Selçuklu” parkına dikileceği ve çevre düzenlemesi yapılacağı bilgisi yer alıyordu. İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi’nin uygun görmesi gerekiyordu. Konu meclislerin gündemine alınmıştı. Heykel Yaptırma Komitesinin başkanlığını da yapan Sivas Valisi Celal Kayacan ile Belediye Başkanı Rahmi Günay’da korku dağları sarmıştı.
O günlerin Sivas Cephesinde olanları Hüseyin Yıldırım’ın anılarından öğrenmeye çalışılacağız:
Gülhane Parkı’nda ve Âşık Veysel’in anma günlerinde beni etkileyen bir olay var. Âşık Veysel rahmetli sonra, rahmetli Vali Celal Kayacan, Yavuz Bülent Bakiler, Rahmi Günay, İhsan Umucu yaptığımız sohbetlerde Âşık Veysel’in heykelinin yapılıp Sivas’ta lisenin karşısındaki Cıbırlar parkına konulması için konuştuk ve teşebbüse geçtik.
Sonra Belediye Meclisi’nden de bu kararın çıkması isteniyordu. Vali önder oldu. Bülent Bakiler de o zaman Belediye Meclis üyesi. Biz tabi ne yaparız, nasıl yaparız diye düşüne duralım. Âşık Veysel’in heykeli Sivas’a dikilecek diye haber, ayyuka çıktı. Hepimize tehditler gelmeye başladı. “Âşık Veysel’in heykelini Sivas’a dikerseniz, öldüreceğiz vs.” mektuplar yazıyorlardı. Hatta namusumuza dil uzatmaya kadar varan tehditler vardı. Tabi bu arada biz ne yapacağız, diye korkmaya da başladık. Yavuz Bülent Bakiler, teşebbüsün müdafaasını yapıyordu. Birden bire Vali Celal Kayacan beni ve Yavuz Bülent Bakiler’i çağırdı. Bize mektuplar gösterdi. “Çocuklar ben de sizinle beraberim. Bunu yapacağız ama o kadar çok mektuplar var ki.. Tehditler, küfürler var, her şey var. Ne yaparız?” dedi.
Heykel Henüz Sivas’a Gelmemişti
Kendi aramızda ne yaparız, diye konuşurken, en çok Yavuz Bülent Bakiler, bunu buraya yapacağız diye çaba gösteriyordu. Başta Rahmi Günay da istiyordu ama ne olduysa fikrini değiştirdi.
“Bunu buraya yapmak yerine gelin dışarıya yapın.” dedi. Heykel daha Sivas’a gelmemişti. Sivas’taki dedikoduları duyan Necmi Onur diye bir gazeteci, kalktı Sivas’a geldi. Sivas’ta benim misafirim oldu. Belediye otelinde konaklattık. Bizlerle sıcak ilişki kurdu. Dinledi, tepkileri gördü. Sonra “Mademki böyle tepki var. O zaman bunu Gülhane Parkı’na koyduralım, hiç olmazsa Gülhane Parkına gelenler görürler.” dedi.
Rahmi Günay heykelle ilgili, “Buraya turist gelmez. Heykelin kimseye bir yararı olmaz” diyordu. Oysa halkın görmesi önemliydi. Mesela bazı yerlerde, Hacı Bektaş gibi Yunus gibi nasıl herkes gidip görüyorsa, mart ayında da herkes Sivas’a gelebilirdi. Heykeli Sivas’a dikmiş olsaydık, bugün belki daha güzellikler olacaktı.
Tabi Necmi Onur’la birlikte bazı gazeteciler de Sivas’a geldiler. Bunlarla otelde ve o zamanlar var olan spor mağazamda yakından ilgilendim. Bu arada Âşık Veysel’in büstünün Sivas’a değil de Gülhane Parkı’na konulmasının daha iyi olacağı düşüncesine sahip oldum. Eğer olaylar çıkacaksa, heykel parçalanacak, sürüklenecekse, bize hakaret edeceklerse, çocuklarımız ölümle tehdit edilecekse Gülhane’ye konulması daha iyi olacaktı. Hürriyet Gazetesi’nin açtığı heykel kampanyasına Zeki Müren de dâhil hepimiz katıldık. Kampanya o kadar çok ilgi gördü ki, toplanan parayla Hürriyet Gazetesi daha çok çok büyük heykeller yapabilirdi. Almanya, Belçika Fransa,
İspanya, Amerika, İsviçre Türk işçilerinin olduğu yerlerden korkunç bir para topladı. Âşık Veysel’in büstü Gülhane’ye dikildikten sonra geldik gördük…
Yavuz Bülent Bakiler’in Çabası
Sivas’ta olan bitenin yaşayan görgü tanıkların biri ülkemizin en önemli şairlerinden, yazarlarından, fikir adamlarından biri olan Yavuz Bülent Bakiler’di.O aynı zamanda Sivas Belediyesi’nde Meclis üyesiydi. Yavuz Bülent Bakiler, Âşık Veysel Heykeli’ne ret kararının verildiği Belediye
Meclisi’nde olan bitenleri ve olayın öncesini bugün bile bütün ayrıntılarıyla hatırlıyordu. Son baskısı Sivas’ta Buriciye Yayınlarının 21. Kitabı olarak 2011 yılının başında yayınlanan “Âşık Veysel ” kitabının 105 ve 106, 108 ve 109. sayfalarında anlatmıştı.
Sivas için acı ama gerçek olan durum tespitlerini Yavuz Bülent Bakiler’in anılan kitabından iktibas ediyoruz:
O tarihlerde Sivas Valisi Celal Kayacan idi. Bir gün beni makamına çağırdı. Çıkıp gittiğimde masasının bir kenarında uç uca duran iki mektup yığınını bana göstererek dedi ki:
Bu mektupları görüyor musun Yavuz Bülent Bey! Bunlar Veysel’in heykeli dolayısıyla Sivas içinden ve dışından bana gönderilen tehdit ve hakaret mektupları. Adamlar, bana sövüp sayıyorlar ve eğer sen Veysel’in heykelini Sivas’a diktirirsen bilmiş ol ki, biz o heykeli paramparça darmadağın ederiz! diyorlar. Hava gittikçe gerginleşiyor. Sen de gazetede yazılar yazıyorsun. Geçen gün Tabipler odasında bana söylediler, gittiğin her yerde Veysel’in lehinde konuşmalar yapıyormuşsun. Heykel katiyen put değildir! diyormuşsun. Sen milletvekili adayısın. Seçilirsen millete hizmet edeceğine inanıyorum. Siyasi rakiplerin, ön seçimlerde bunu senin aleyhine kullanabilirler. Sünni delegeleri senden koparabilirler. Alevi delegeler Sünni olduğun için zaten sana oy vermiyorlar. Bir de Sünni delegeler desteklerini senden çekerlerse ne olur? İnanıyorum ki yazık olur. Gel bu Veysel ve heykel meselesinden vazgeç! Bu konulara, seçim öncesinde hiç girme. Yazma, konuşma, karışma! Seçime kadar Veysel’i unut. Kazandıktan sonra güçlü olursun. Veysel sağ olsaydı, o da sana, benim gibi konuşurdu. Aman dikkatli ol!
Dedim ki:
Vali Bey! Dikkatinize, iyi niyetinize, ikazınıza bin defa teşekkür ederim! Size o mektupları gönderenler de şurada Veysel’i çekiştirenler de Sivas’ta Alevi-Sünni gerginliğinden istifade etmeye çalışanlar da zır cahil ve düzenbaz insanlardır. Bunlar ateşle oynayan gafillerdir. Sivas’ı bu cahil cühela adamların eline nasıl bırakırız? Bu memleketin biraz okumuş yazmış takımı olarak, bizim bir mesuliyetimiz olmayacak mı? Buyurduğunuz doğrudur. Bana Alevi delege oy vermiyor. Adamlar önce Yavuz isminden hoşlanmıyorlar. Umurumda bile değil, Bir takım kişiler, Sünni delegeleri de kendi taraflarına çekebilirler. Ön seçimi kaybedebilirim, geri sıralara düşebilirim. Ama sizi bütün mukaddesatımla temin ederim ki Sivas’ın dirliği, birliği, huzuru, benim için milletvekilliğinden bin kat daha önemlidir. Ben konuya kat’iyyen seçim meselesi olarak bakmıyorum. Cehalet bizim en büyük düşmanımızdır. Bu şehrin münevverleri, bu kardeş kavgası karşısında seyirci kalırlarsa yarın büyük felaketler olabilir. Aleviler de Sünniler de sokağa çıkmaktan korkabilirler. Ben şahsen, seçimleri kaybetmek pahasına da olsa bu kardeş kavgası karşısında susmamaya kararlıyım efendim! Mevla’m görelim neyler?’
– Peki, sen bilirsin kardeşim!
Belediye Meclisinde Talihsiz Bir Konuşma
Rahmi Günay da heykel konusunu Belediye Meclisi’ne getirdi. Hiç ama hiç unutmayacağım siyasi bir konuşmayla heykel işini sıfır noktasına indirdi. Meclis kürsüsünden konuşurken diyordu ki:
Arkadaşlar Âşık Veysel, ünü bütün Dünyaya yayılan bir halk şairimiz. O bizim canımız, ciğerimiz! O bizim iki gözümüz! Şimdi Hürriyet gazetesi kalkmış Veysel gibi çok ünlü bir şairimizin heykelini Sivas gibi izbe bir Anadolu şehrine diktirmek istiyor. Buna bizim gönlümüz razı değildir. Sivas’a kim gelecek de burada Veysel’in heykelini görecek? Bana göre Veysel’ in heykeli İstanbul’ a dikilmeli. Çünkü İstanbul, beynelmilel bir şehirdir. Dünyanın her tarafından İstanbul’a turistler geliyor. Eğer biz, burada Veysel’ in heykelinin İstanbul’ a dikilmesi için bir karar alırsak, çok hayırlı bir iş yapmış oluruz! Böylece, İstanbul’a gelen bütün turistlere, Veysel’i göstermek, tanıtmak ve sevdirmek imkânını buluruz. Öyle değil mi arkadaşlar?
Mimar Ahmet Tuna ile yan yana oturuyorduk. O da belediye meclis üyesiydi. Birdenbire yerinden ok gibi fırladı:
Öyle değil sayın başkan. Şimdi siz burada oy çokluğunuza güvenerek, bize dünyanın en saçma kararını aldıracaksınız. Biz Sivas Belediye Meclisi olarak böyle bir kararı nasıl alabiliriz? İstanbul Belediyesini bağlayacak bir kararı alarak hem Belediyemizi, hem de şehrimizi küçük düşüremeyiz…
VE MAALESEF…
Ahmet Tuna’dan sonra ben de söz istedim. Belediye Başkanı bana söz vermedi. Çünkü söz verdiği takdirde neler söyleyeceğimi çok iyi biliyordu.
“Mesele aydınlığa kavuşmuştur arkadaşlar, lehte ve aleyhte yeteri kadar konuşulmuştur. Şimdi konuyu oylarınıza sunuyorum: Âşık Veysel heykelinin İstanbul’a dikilmesini isteyenler işaret buyursunlar!”
Çoğunluğu elinde bulunduran meclis grubu üyeleri parmaklarını kaldırdılar. Diğer meclis grubu üyeleri ise Veysel’in heykelinin Sivas’a dikilmesi husunda oy kullandılar. Çoğunluk grubunun oylarıyla heykelin Sivas’a dikilmesi red edildi.
YENİ YER
Böylece Hürriyet gibi bir gazetenin çoğu gün sürmanşetinde olan diğer günler birinci sayfasında heyecanla duyurulan, yurt içinden veya yurt dışından onlarca vatandaşımızın yüzlerce öğrencinin küçük harçlıkları ile süren kampanya, Sivas için tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştı. Kampanya süresince gazeteye demeçler veren milletvekilleri, cemiyetler, ilgili, ilgisiz kişiler sırra kadem basmıştı. Âşık Veysel’in ülkenin hocalar hocası bir sanatçıya yaptırılan heykeli daha Sivas’a gelmeden sürgüne gönderilmişti. Yeni yeri Gülhane Parkı olacaktı.
Yalnız Türkiye’de ve Türk Devletlerinde değil, dünya edebiyat literatürüne geçmiş olan ve Sivas’tan çıkmış olan Âşık Veysel’in adı yurdun dört bir yanında üniversite amfilerine, caddelere, sokaklara, okullara verilirken, Sivas’ta hiçbir okula, mahalleye, caddeye, parka ismi verilmemişti. Kampanya boyunca gazeteye demeçler veren mülki ve yerel yöneticilerin, milletvekillerinin, sivil toplum örgütlerinin vaatleri bom boş çıkmıştı. Zaten çoğunun kampanyaya maddi katkı da sağlamadığı yayınlanan listelerden anlaşılmaktaydı. Elbette bu durum aydın kesimlerde, kültür-sanat ortamında sürekli tartışıldı. Nihayet Cumhuriyet Üniversitesi Öğr. Görevlilerinden Kutlu Özen’in çabalarıyla A.Yaşar Serin’e bir Âşık Veysel anıtı yaptırıldı ve Cumhuriyet Üniversitesi kampüsüne 1999’da dikildi.
ANIT MEZARI HEMEN YAPILDI
Âşık Veysel şüphesiz ki çağımızın en büyük saz şairlerinden birisiydi. Bu gerçeği halkımız ve basınımız her ortamda dile getirdi. Hastalığı sırasında hiç bir sanatçıya nasip olmayan ilgiyi gösterdi. Ölümünden sonra bu ilgi bir kat daha arttı.
Hürriyet gazetesinin açtığı kampanyada 335 bin lira toplanmıştı. Bu paranın 200 bin lirası heykeline, 100 bin lirası köyüne getirilecek elektriğe, geriye kalanı da mezarı ile köyündeki ilkokulun ihtiyaçlarına ayrıldı.
Mezarının projesi Sivas’ta Ressam Selahattin Aydemir tarafından hazırlandı. Üzerine sanduka konulmayıp, Âşık Veysel’in vasiyeti gereğince sadece toprakla örtüldü. Başucuna büyük bir mermer sütun dikildi. Bu sütunun en üstüne tunçtan yapılmış maskı yerleştirildi. Yanına oyulmak suretiyle sazı resmedildi. Altına da bir şiirinden alınmış şu dörtlük yazıldı:
Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın
En altına ise adı ile doğum ve ölüm tarihleri eklendi. Mezar dikdörtgen şeklindeydi. Çevresi alçak bir duvar ve demir parmaklıkla çevrildi. Parmaklığın motifleri (V) harfi, nota ve köyünün kilim desenleri ile stilize edilmişti. Kapısında ayrıca bir de saz motifi vardı.
HEYKEL YERİNİ BULUYOR
Âşık Veysel Heykeli’nin Sivas’a kabul edilmemesinden İstanbul kârlı çıktı. Hürriyet Gazetesi’nde Heykel yaptırma komitesi tarafından yapılan değerlendirilmede Gülhane Parkı’na konulmasının yerinde olacağına karar
verildi. Âşık Veysel bir halk adamıydı. Gülhane Parkı her kesimden halkın yararlandığı, uğradığı bir parktı. Heykeltıraş Prof. Kenan Yontunç da Veysel’in mütevazı kişiliğini eserine yansıtmış, heykelin ölçülerini bile abartmamıştı. İstanbul Belediye Başkanlığı hiç bir problem çıkarmadı. Her türlü kolaylığı gösterdi.
Âşık Veysel’in heykeli 24 Kasım 1973’de Gülhane Parkındaki Sükun Köşesinde törenle açıldı. Tören Hürriyet Gazetesi Genel Müdürü Nezih Demirkent’in konuşması ile başladı. Heykeli yapan Güzel Sanatlar Akademisi
Profesörlerinden Kenan Yontunç da oradaydı. Saygı duruşundan sonra, İstanbul Valisi Namık Kemal Şentürk, heykelin üzerindeki yeşil örtüyü sıyırıp aldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı karikatürist Semih Balcıoğlu ve kalabalık bir yurttaş topluluğu vardı. Daha sonra Veysel’in saz arkadaşları birer birer heykel önüne geldiler. Sırasıyla: Zülfikar Divani, Davut Sulari, Ali Fuat Cuma, Serdari, Fikret Ünal, Hüdai, Adil Ali Atalay, Ali Rıza Yalçın, Sefil Âşık, Erem Keremoğlu, Harbi, Süleyman Temeltaş ve Hikmet Can çaldılar. Söylediler, anlattılar.
Heykelin açılışında İhsan Hınçer, Orhan Şaik Gökyay gibi Türk folklorunun ve şiirinin en seçkin temsilcileri bulunmuş ve birer konuşma yapmışlardı. Elbette onların arasında Tahir Kutsi Makal ve Heykel Yaptırma Komitesi’nden gazeteci Nail Güreli de bulunmaktaydı.
O günün ayrıntısını Hürriyet Gazetesi’nden okuyalım:
El ele oluşun, aynı amaç etrafında kümelenişin örneği olan Âşık Veysel Şatıroğlu’na ait heykel dün saat 11’de Gülhane Parkı’ndaki ‘Sükûn köşesi’nde açıldı. Saz arkadaşları gelmişti büyük ozanın. Onun yolundan giden genç ozanlar gelmişti. Sivas ellerinden gelmişti memleketlileri. Türküleri kendi sesiyle gümbür gümbür çınlıyordu. Gülhane Parkı’nın asırlık çınarları ve diğer ağaçları arasında… Güz yaprakları kadar dert dolu ve o kadar da anlamlı.
Âşıklar Yığılı İdi Etrafında
Önce Müessese Müdürümüz Nezih Demirkent konuştu ve Âşık Veysel’i sevenlerin teşkil ettiği topluluğu saygı duruşuna davet etti. Sonra Vali Şentürk heykelin üzerindeki yeşil bezi kaldırıp bronzdan Âşık Veysel’i bundan sonraki yaşamına bıraktı.
Âşıklar sıra sıra, dizi dizi idiler heykelin etrafında. Ellerinde sazları gözlerinde kederleri ile. Zülfikar Divani, Davut Sulari, Ali Fuat Cuma, Âşık Serdari, Âşık Fikret Ünal, Âşık Hüdai, Şair Adil Ali Atalay, Ali Rıza Yalçın, Sefil Âşık, Erem Keremoğlu, Âşık Harbi, Âşık Süleyman Temeltaş, Şair Hikmet Can, Âşık Perişan Derviş.
Büyük halk ozanı anlatıldı daha sonraki konuşmalarla ve okunan şiirlerle. Âşık Veysel Şatıroğlu elindeki sazı ile duygulu bir anlatım içinde idi. Görmüyordu ama duyuyordu olanları. Öyle bir hali vardı. Yıllar yılı karanlık bir dünyadan pırıl pırıl aydınlık seslenişler yapmıştı. Sanki dünyada heykeli ile aynı seslenişleri yapıyordu duygusal yönden. Ve tören sona erip de Âşık “Sükûn köşesinde” yalnız kalınca tıpkı deyişlerindeki gibiydi:
Ben giderim sazım sen kal dünyada.
Hürriyet okurları sade sazını değil yardımları ile gerçekleşen bronz bir heykelle. Âşık Veysel’in kendisini de dünyada bırakmışlardı madde olarak.
Ertesi gün törenin haberiyle birlikte Hürriyet gazetesinde yerel muhabirin “Âşık Veysel’in dostlarım beni sıdkı candan andıkları zaman açıklansın” dediği notuyla şu dörtlükler yayınlanmıştı:
Selam yaz dostlara mektup dolusu
Sağ olsun, var olsun Türk’ün ulusu
Tükenir mi bu dünyanın delisi
Kimi lehte söyler kimi aleyhte.
İnce fikirlerim keskin sözlerim
Sizler gibi ben de sizi özlerim
Adımlarım doğru belli izlerim
Fikrim pazarlarda düşüncem bende.
Kim kalmış dünyaya hani ya nerde
Gelenler gidiyor kalmak yok burda
Dostunan aradan kalkınca perde
Veysel der hedefim doğru bir nokta
O gün gazetede: “Bu şiirin Veysel’in sanatına ve kişiliğine uygunluğu folklor uzmanlarınca da doğrulanmıştır. Veysel’in sanatıyla yakından ilgili ve yetkili folklor uzmanlarının bu konudaki görüşleri şöyledir:” klişesinin altında şu dört kişinin görüşleri yer almaktaydı:
Orhan Şaik Gökyay: “Evet genel olarak bu şiir, Veysel’in üslubundadır. Her ne kadar ilk dörtlükte bir anlam insicamı görülmüyorsa da bunu çektiği ıstırabın şiddetine bağlamak mümkündür. Evet, şiir genel olarak Veysel’indir.”
Tahir Kutsi Makal: “Evet bu söyleyiş gerçek bir Veysel ağzıdır. Veysel’in dünya görüşü bu mısralar arasında mevcuttur. Deyişte Veysel yapısı var. Veysel’den birçok deyiş, Mehmet Kalkanoğlu tarafından not edilmiştir.”
Ümit Yaşar Oğuzcan: “Söyleyiş, Veysel söyleyişi. Kelimeler kafiyeler de öyle. Bana biraz kısa gibi geldi. Ancak son demlerinde böyle yazmış olmasını mümkün görüyorum.”
İhsan Hınçer: Şiirdeki Türkçe Veysel’in diline uyduğu gibi onun sosyal dünya görüşüne de intibak etmektedir. Mehmet Kalkanoğlu Şarkışlalı Veysel’in hemşerisidir. Ona yakın olması sebebiyle, Veysel’den tespit edildiğine şüphe bırakmıyor.”